14 Kasım 2007 Çarşamba
EN İYİ DOSTUM, BENİM
12 Kasım 2007 Pazartesi
OKUMAYA DEĞER BİLGİLER
Dolunay insan davranışlarını etkiler mi? İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır
Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi
1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı
11 Kasım 2007 Pazar
ŞEYTANIN İNCİLİ
9 Kasım 2007 Cuma
EVRENİMİZİN ŞEKLİ ve 7 SAYISI

İbn’ül Arabi


Not. BBC News-World Edition sayfasında belirtildiği üzere ;
a) İ.Ö. 428-347 yılları arasında yaşamış olan Büyük Düşünür PLATO (Eflatun) da, Kozmos’un Dodecahedron (Onikiyüzlü) şeklinde olduğuna inanmaktaydı. (Yandaki şekle bakınız.)
b) 1452-1519 yılları arasında yaşamış olan, sadece sanat yapıtlarıyla değil çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan ve Dünyanın en büyük sanatçılarından biri olan LEONARDO DA VINCI' nin de, Kozmos'u, bilim Adamlarının 2003 yılında teyit ettikleri şekilde tasarlayarak çizdiği bildirilmektedir. (Vinci'nin kendi çizimi olan yandaki resme bakınız.)
Yukarıdaki tespitler aslında Bütün Bilgilerin her devirde İnsanlığa açık olduğunu ancak Kişilerin, Bilgi-Bilinç ve Frekanslarının yüksekliği nisbetinde "Evrensel Doğrulara" yaklaşabildiklerini göstermektedir. .
*Sonuç ; İçinde bulunduğumuz Kozmos, yani Tüm Evreni kapsayan Uzay Boşluğu, Bugüne kadar Bilim Adamları tarafından Sonsuz ve Sınırsız bir boşluk olarak tarif edilmiştir. Oysa NASA'nın Uzaya gönderdiği Wilkinson Mikrowave Anisotrophy (WMAP) isimli uydudan gelen ve diğer çeşitli uydulardan alınan Bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda Bilim Adamları 2003 yılının Ekim ayında, Kozmos'un Sınırlı ve Sonlu yani Kapalı olduğunu, Şeklinin de Beşgenlerden müteşekkil Küre (Futbol Topu) biçiminde olduğunu açıklamışlardır.
Dünya Biliminin tespit ettiği, Sınırlı ve Kapalı Küre halindeki Kozmos, Dünyamızın, Güneş Sistemimizin, Samanyolu Galaksimizin ve milyarlarca Galaksinin de içinde yer aldığı (Gözleyebildiğimiz) Küre'dir.
Meselâ elinize bir kristal küre alın. Ve bu kürenin üstünde 7 kesit bulunsun ve şimdi söyleyeceğimiz şeyleri bu şekil üstünde düşünerek tatbik edin. Şimdi bu kristal kürenin her bir kesitini bir üçgen prizma olarak ele alın ve hepsinin ucunu kürenin merkez odağında birleştirin. Bu küçük kristal toptan 7 tane alarak, hepsini bir kristal top içinde toplayın. İşte bu Atomik bir Bütündür."
Üçgen Prizmalardan meydana gelen Bu Sınırlı ve Kapalı Küre'lerden 7 tanesinin bir arada bulunan bu "kristal küreye" "Gürz" de denilebilir. Atomik Bütün yani 1 Kristal Gürz ise 7 Küre'nin bir araya toplanmasından meydana gelmektedir. görüleceği üzere 1 Atomik Bütün yani 1 Kristal Gürz, 7 Küre'den ibaret olan bir Küre'dir. Bu Küre'yi teşkil eden 7 Küre'nin her biri de, 7 adet Üçgen Prizmadan meydana gelmektedir. İçinde bulunduğumuz Gürz'ün şekli budur(şekil 1) .bu şekil hakikaten beşgenlerden oluşmuş bir futbol topuna da benzemektedir. Yani içinde bulunduğumuz Gürz'de, Bilim Adamlarımızın keşfedecekleri 6 ayrı Küre (6 ayrı Kozmos) daha bulunmaktadır. Ancak şu anda her Küre (Her Kozmos) kendi içinde Kapalı bir Sistemdir.
Küre dışına çıkabilmek, Teknolojik Boyutun yardımlarıyla olabilmektedir. Teknolojik Boyutun yardımları da, İnsanlığın ulaştığı Bilgi, Bilinç ve Frekans yüksekliği nisbetinde alınmaktadır. Dolayısıyla Bu yardımları alabilmek için önce Kendimizin, sonra içinde bulunduğumuz Toplumun Bilgi, Bilinç ve Frekansının yükseltilmesi lazımdır. Bunun içinde Ferden ve Toplum olarak, devamlı gayret ve çalışma içinde olmamız gerekmektedir.
Buna göre 7 sayısı aslında kozmozu temsil etmektedir.Bilgi gözümüzün önündedir..
7 yaşında okula gideriz,14 yaş ergenlik çağidır,dünyanın7 harikası vardır,masallardaki ejderhalar hep 7 başlıdır,7 evrensel sanat vardır,gökkuşağının 7 rengi vardır,7 uyurlar mağrasını hepiniz bilirsiniz,7 atmosfer tabakası vardır,cennetin ve yerin 7 katı vardır, Kuran'a göre Allah yeri ve göğü 7 tabaka halinde yarattı. Hac sırasında Kabe'nin etrafında dolanma, Tavaf ve Safa ile Merve tepeleri arasındaki koşu da 7i kere yapılır. Mekke'de belli bir mevkide hacı 7 kere "Allahu ekber" diye bağırır. Haccın sonunda şeytan 7 taşla taşlanır,İstanbul'un 7 tepoesi vardır.....
pi satısı 22/7'dir..Tüm piramitlerin taban çaplarının pi sayısını verdiğini unutmayalım.
Haftanın 7 günü vardır.....
7 ile ilgili örnekler inanılmayacak kadar çoktur en son mevlanın 7 öğüdü ile olayı noktalamak istiyorum.
1. Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörürlükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
6 Kasım 2007 Salı
BAĞLANMICAKSIN
CAN YÜCEL
5 Kasım 2007 Pazartesi
4 Kasım 2007 Pazar
CAN YÜCEL
yerin seni çektigi kadar agirsin kanatlarin çirpindigi kadar hafif.. kalbinin attigi kadar canlisin gözlerinin uzagi gördügü kadar genç... sevdiklerin kadar iyisin nefret ettiklerin kadar kötü.. ne renk olursa olsun kasin gözün karsindakinin gördügüdür rengin.. yasadiklarini kar sayma: yasadigin kadar yakinsin sonuna; ne kadar yasarsan yasa, sevdigin kadardir ömrün.. gülebildigin kadar mutlusun üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar sevileceksin. günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger ve karsindakine deger verdigin kadar insansin bir gün yalan söyleyeceksen eger birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin. ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin günesin seni isittigi kadar sicak. kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin ve güçlü hissettigin kadar güçlü. kendini güzel hissettigin kadar güzelsin.. iste budur hayat! bunu hatirladigin kadar yasarsin bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun çiçek sulandigi kadar güzeldir kuslar ötebildigi kadar sevimli bebek agladigi kadar bebektir ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ögren, sevdigin kadar sevilirsin... can yücel